Hayırsız Oğuldan Mektup

Hayırsız Oğuldan Mektup

 

tüyGiderek yaşlanıyorum anne. Yaşlandığımı yaşımdan değil, çürüyen ruhumdan anlıyorum bedenimden ziyade.

Yalanlar anne. Yalanlar büyüyor. Küçülüyorum vefasız insanlar sevdikçe. Ve gitgide “benden” uzaklaşıyorum.

Hayat dediğin nefes almakmış sadece. Sevişmek belki bir-iki. Sorgulamakmış sevgiyi, beklemekmiş karşıdan veremeyeceklerini. Yanlış anlatmışsın. Öyle dediler. Sevgi her şeyi çözmezmiş. Kırmamak, erdem değil eksiklikmiş. “Bırakıp gitmem” demek yalan gelirmiş onlara. Söylense de “öylesine” imiş. Dostlukları ruhta değil ceplerinde bitiyormuş. Para bulamayan gitti anne.

 

“Kusura bakma” ile başlayan cümlelerinin sonu acı bir terkedişle bitiyor anne. Terkettiler. Bir değil, on değil, yüz değil…

Zamanları bile yok anne. Hayalleri dinlemeye ayıracak zamanları. Onu bırak hayal kuracak zamanları bile yok. Oysa yaptıkları yalnızca uyumakken, yeme-içme iken, hem de öleceklerini bile bile…

 

Hayal etmek yok kimsenin zihninde. İtaat var bilmediklerine. Her okuduklarını gerçek sayıyorlar. Ne için yaşadıklarını bilmiyorlar. Kötüsü; aramıyorlar bile cevabı.

Sonunda, vicdanımla baş başayım anne. Etrafımda resimlerle konuşan insanlar var. O kadar yalnız, o kadar mutsuzlar ki… Yetemedim anne hiçbirine. Alamadım hüzünlerini. Umutları olamadım.

Hüzünlerimle demlenmeye, ciğerimi dağlamaya devam ediyorum.

 

Anlayacağın iyiyim.

 

Hayırsız oğlun

 

Ahmet Özdemir