HardalSever’e İadeli Taahhütsüz, Aleni, Boncuklu, Angaralı, Kadıköylü

HardalSever’e İadeli Taahhütsüz, Aleni, Boncuklu, Angaralı, Kadıköylü

Ulan Hardalsever!

Her seferinde, ya bu adam beni bilip yazıyor ya da öyle sallıyor ki tutturuyor diyorum.

Kimbilir…

Benim köşeden Hardalsever’e sallıyorum, ya tutarsa…
Ankara’dan yeni dönmüştüm. Yapılacak şey belliydi; kusuncaya kadar içmek. Ben hep yapılması gerekeni yapmaya çalışırım bunu da yaptım. O zamanlar yanımda en yakın, en can, “ölsem, kalanı bu adama emanet ederim” dediğim adam var. Atladık gittik Kadıköy’e. 4-5 saat var içmemiz. Tuvalete koşar adım giderken tanımadığım bir adamın ayağına inceden damlattım öksürürken. Alnımda mı yazıyor, anlamadı sövdü arkamdan ama bulamadı beni saf.

Şimdi dönüp bakıyorum o günlere de; kimsem kalmamış o geçmişimden.

Ne grubum, ne dostum, ne sevgilim, ne ailem… Sanki hiç yaşanmamış bir geçmişin bugününde yaşıyorum.

Ulan Hardalsever, sen gitmek dedikçe gidenlerimi yazıyorsun, gittiklerimi anlatıyorsun. Yapma la, herkes gider bir gün, annen-baban bile. Benimkilere ben *iktiri çekerken “diyemedim ya la”ların hepsini dedim. O nasıl bir iç ferahlığıymış birader, bu kadar mı serin ve rahatlık dolu olur? Oluyor la, “gözlerini kapadığında senden başkası yok bu dünyada, bak” demişti bir keresinde bana, hakikatende öyle.

Her göz kırpmamda biri gitti, ya da yol oraya geldi. Ben sapınca geride kaldı bazıları, birileri, birşeyler, kahrolsun la bağzı şeyler!

Hep ünlü düşmesi gibi düşüyor insanlar hayatımdan, ben hafifliyorum. Sonra işte telefon daha az çalıyor falan… İç huzuru bildiğin.

Herkes gider oğlum bir gün, sen *iktir et. Etmeyeceksin biliyorum, edeceksin zamanla biliyorsun. Sonra gene ekonomik kriz olur zaten, Taksim’e çıkar iki gaz yeriz, bakarsın özgürlük derken tek yaşam hakkımızı bir meydanda bırakırız.

Yaşasın Hayvan Hakları!

 

L. Alper Yelkenci