Alpay Ünyaylar ile Müziğe Güle Güle

Alpay Ünyaylar ile Müziğe Güle Güle

alpay ünyaylar

 

*Aranjör kimdir?

Bir melodiyi kendi kalıbından çıkarmadan, armonizasyon ve ritim olarak genişleten kişidir…

 

* Aranjörde hangi özellikler bulunmalı?

Hayal gücünün ileri noktalarda olması gerekir. Her şeyden önce kafasında bir şeyler duyması gerekir. Bunun içinde algısını açık tutması…

 

* Bu mesleği icra ederken çekilen en büyük sıkıntı nedir?

İşi yaptıktan sonra tahsilat kısmı… ( gülerek )

 

* Sizi aranjörlük yapmaya iten şey neydi?

İskender paydaş. Konserlere giderdim iskender paydaşı göreyim diye. Müzisyenliğe aranjör olmak için başladım. Aslında yapılan bişeyi nasıl bozarım diye aranjörlüğe başladım. İskender paydaş beni oradan bugüne kadar getiren kişidir idol olarak.

 

* Bu işi yapmasaydınız, ne iş yapardınız?

Tembel olduğum için hiçbir şey yapmazdım herhalde. Zaten sevdiğim için yapıyorum bu işi hobi gibi.

 

* Meslek hayatınızda “vazgeçtiğiniz an” oldu mu?

Müziği icra ettikten sonra, bir çok şarkıcının albüm aranjesini yapma fırsatı buldum. Ama yapmak istediğim işin bu olmadığını farkettim ve albüm aranjesini bıraktım. Ama bu müziği bıraktığım anlamına gelmedi, mesela; piyanodan kopamadım. Bıraktım deyip bütün aletlerimi sattığım bir dönem oldu. Ama bir tane piyanomu hep bıraktım. Bünyemi küçülttüm aklımı büyüttüm…

 

* Neden vazgeçtiniz?

Piyasanın yalanları diyebilirim…

 

* Sizi müziğe geri döndüren şey ne oldu?

Sonraki dönemde, reklam jingle’ları ve dizi müzikleri yaptım. Bana çok keyifli geldi…

 

* Alışkanlıklarınız?

Gözümü açtığım andan itibaren sigara yakmazsam, nefes alamam. Gerisi bir şekilde akıp gidiyor zaten…

 

* Ne tarz müzik yapmak sizi yansıtıyor?

Piyano çalarken, hayallerim beni alıp götürüyor fakat, batı müziğine biraz kapalıyım kendi içimde. Doğuya dönük melodiler beni daha çok çekiyor, duygusu daha yoğun…

 

* Peki caz müzik?

Caz’ı bozmak için kullanıyorum. Bi’ beste yapıyorum, sonra onu nasıl bozarım diye düşünüyorum. İnsanlara hitap etmek, maddi bi’şeye dönüştürmek gerkiyor. İnsanlar maalesef sevdiğim tarzı pek sevmiyorlar, ben de onlara yaklaştırmak için, caz tınılarını ve armonilerini kullanıyorum…

 

* Ülkemizde müzisyene bakış açısı nasıl?

Çalgıcıya kız verilmez…

 

* Türkiye’de sanat okullarının eğitimi nasıl?

Sanat eğitimi için bireysel çaba olmazsa zor. Sanat okullarında eğitim verenler sanatçı mı? O yoldan daha önce geçmişler mi, o yoldan daha önce geçmiş birinden öğrenmeleri gerekmiyor mu? Sanat okullarındaki eğitmenler ay sonunu bekliyor, dolayısıyla ne kadar sanat*

Ben oyuncu olmak istesem bu ülkedeki en iyi oyuncudan ders almak isterim, çünkü; o biliyor yolu…

 

* Caz piyanistlik?

“Başka bi iş yapsaydım daha çok para kazanırdım” düşüncesi beni ilgilendirmiyor, ben mutluyum halimden. Verdiğimiz konserlere gelenlerin sayısı maalesef az oluyor. Ama ilgilenmiyorum bir kişi olsa da yetiyor…

 

* Canınızı çıkaran sanatçı aranjesi oldu mu?

Kararları baştan veririm. Söz dinleyip dinlememesi benim için önemli.  Stüdyoya girip kulaklığı takıp, kendi başına şarkı söyleyen bir solistle ben çalışamıyorum. O yüzden benim sorun yaşadığım biri olmadı.

 

* Home stüdyolar arttı, bu piyasayı nasıl etkiliyor?

Home stüdyoların olması gerekir. İnsanların kendi başlarına müzik yapmaları gerekiyor. Ben bişey yaptım diyerek, sevinçten havalara uçması gerekiyor. 10 sene sonra onu dinlediğinde “ne kötü bişey yapmışım aslında ben” demesi… İnsanların yol katedebilmesi için malzemeye ihtiyacı var.  Önceden koskoca stüdyolar vardı. hiç birimiz onlara sahip olamyorduk. Cihazlar küçüldü hepsi bi bilgisayara sıkıştı. Ama biz bilgisayara sıkışırsak kötü. Biz bilgisayarda temeli hazırlarız ama “aranjörlük” diye bir vasfımız varsa, bir şarkıda enstrüman çaldırmamız gerekiyorsa, notasını yazarız ve çaldırırız. Bu yeteneğin ve bilginin olması gerekir. Sadece bilgisayardan yapayım dediğinde; şu anki piyasa koşullarunda görüyoruz ki yapımcılar, Sadece bilgisayarla yapılan işlere fazla rağbet gösteriyor.  Fakat dinleyici bulamıyorlar. Çünkü dinleyicinin kulağı açıldı. Duygu olmalı. Elektronikte çok fazla duygu yok mekanik geldiği için…

 

* Çeşitli müzik programlarıyla müzik yapanlar var çok sayıda. Onları bir adım öne geçirebilecek ne var?

Enstrümanları iyi tanımalılar, bence enstrümantal müzik dinlemelerinde fayda görüyorum.  İnternette enstrümanlarla ilgili geniş bilgiler bulabilirler. Bir melodiyi bir enstrümana çaldıracaksak nasıl nota yazarız, pozisyonu nedir, hangi parmaktan hangi notayı çıkartacak ki sen nerden nereye yazacaksn notayı gibi bilgileri edinmeliler. Tabii bu yanlış yapa yapa öğrenilecek bişey. Mutlaka işi bilen birinin yanında vakit geçirmeliler.

Mesea geçtğimiz zamanlarda biri geldi aranjörlük yapmak istiyorum o yüzden asistanlığını yapmak istiyorum dedi. Ben de tabii ki yapabilirsin dedim. Ne kadar para vereceksin dedi ben de senden aranjör olmaz dedim ve gönderdim.

Aranjör olup para kazanmak istiyorsa ki bu piyasada fiyatlar yüksek, büyük paralar konuşuluyor diğer iş alanlarına nazaran. Eğer çok para kazanmayı hedefliyorsa kişi bir süre bedavaya işi bilenin yanında zaman geçirmeli bedavaya…

 

* Amerika ve Avrupa’da ki müziklerinin Türkiye’de yapılan müziklere nazaran halkımızca daha çok beğeni görmesinin nedeni nedir?

Bi kere enstrümanları iyi tanımıyoruz. ikincisi doğru cihazları bir araya getirip doğru işi kendi hoparlörümüzden duyamıyoruz…

 

* Türk müziği, Dünya’da biliniyor mu?

“Osmanlı müziği” olarak biliniyor. Dünya’nın yarısı zaten Türk müziği yapıyordu. Daha sonra araplar geleneklerine eklediler. Özellikle komalı sesleri. Yunanistan’da komalı seslerle bizim müziğimize yakın müzik yapıyorlar çünkü bizim türk müziği yapıyorlar.

Ama günümüzde Türk müziği yapmaya kalksak arap müziği deniyor, değişkenlik kazanmış. Yani günümzde Türk müziği yok Dünya’da bilinen.

 

* Son olarak bu işi yapmak isteyenlere  tavsiyeleriniz?

Kişi, çocuğunu savcı ya da avukat olarak büyütsün çünkü alacaklarını alamazsa en azından alacaklarını savunacak bir yardımcısı olsun katil olmadan önce.

 

 

Alpay Ünyaylar’a kucak dolusu teşekkür…

 

Ropörtaj : ahmet özdemir