“Aldatma Sanatına Giriş” Ekibiyle kanlı-canlı

“Aldatma Sanatına Giriş” Ekibiyle kanlı-canlı

gusto_afis 2

 

Gökhan Erarslan’ın yazıp yönettiği ve sezonun iddialı oyunlarından biri olacağını şimdiden öngördüğümüz gusto’dan Aldatma Sanatına Giriş’i konuşmak üzere oyunun provasını altüst ettik. Bakın neler demişler…

 

*Gusto ne ayak?

 

Gökhan Erarslan: Gusto, İtalyanca “beğeni, zevk” demek. Hedefimiz alternatif değil, “tercih edilen” olmak. Gustosu yüksek işler yapmak gayemiz. Üniversitede tiyatro tarihi hocamız, siz sanatçı olacaksınız gustonuz yüksek olmalı arkadaşlar, derdi hep.  O yüzden ismi gusto.

 

*Devam edecek mi gusto?

 

Gökhan Erarslan: Evet. “Aldatma Sanatına Giriş”ten sonra da devam edecek.

 

nsan iyi bildiğini mi  yoksa iyi gözlemlediğini mi daha iyi aktarır?

 

Gökhan Erarslan: Sanırım her ikisi de lazım.

 

*Başlık; “Aldatma Sanatına Giriş”… Çok mu aldattınız?

 

Gökhan Erarslan: Bizim de ufak tefek badirelerimiz olmuştur zamanında. Aldatma Sanatına Giriş’i farklı yorumlamak gerekir fakat… Her şeyi çok çabuk tüketiyoruz günümüz toplum yapısı içinde. Bazı değerler fazlasıyla erozyona uğramış durumda. Artık kendi kendimizi bile aldatıyoruz. Bu haldeyiz.

 

*Çok iyi yazmışım lan dediniz mi?

 

Gökhan Erarslan: Ulan ne yazmışım dediğim bir oyun olmadı bugüne kadar… Zaten demem de… Gustom yüksektir. Hiç kimsenin yazdığını beğenmem kolay kolay.

 

*Bu oyunu diğer oyunlardan farklı kılan ne var ?

 

Gökhan Erarslan: Kurgusu ve aldatma olgusuna bakış açısı farklı olabilir. Biçimsel denemeleri seviyorum. Yine seyirciyi şaşırtacak numaralarımız olacak sahnede. Estetik hoş atraksiyonlarımız olacak. Kadın-erkek ilişkilerine bu denli bakan bir oyun yazmamıştım daha önce. Yine sistem eleştirisi var tabii… Etik değerler, aşk, ihanet, evlilik kurumu gibi olgulara bakış açısı değişik pencereler açacak seyircide.

 

ekspir’e laf sokmak neden?

 

Gökhan Erarslan: Şekspir’i seviyoruz. Sevmeyen ölsün.

 

*Oyundan beklentin neler?

 

Gökhan Erarslan: İsminden çok söz ettirecek bir oyun olacak. Bu sezon 3 oyunum var. Uzun bir aradan sonra yönetmenlik de yapacağım. Heyecanlıyım. Güzel bir sene olacak. Oyuncu kadromuz çok iyi. beşi de isminden, oyunculuklarından söz ettirecek kişiler. Onlardan beklentim yüksek.

 

*Ben de oynayayım yahu ne dersin?

 

Gökhan Erarslan: Neden olmasın… (diye geçiştirdi.)

 

 

Ve geldik sevgili oyunculara…

 

 

Oyun önünüze geldiğinde tepkileriniz?

 

Serkan Kavurt: Şaşırmadım. Oyundaki rolüm bir eşcinsel… Beşinci kez bir eşcinseli oynuyorum. Yadırgamadım.

 

Ahmet Akın Canalioğlu: Yönetmenimiz beni aradı. Bir proje var yakında, dedi. 2-3 sezondur sadece çocuk oyunlarında oynuyordum. Heyecanlandım. Hemen kabul ettim metini okuduktan sonra.

 

Burak Bayer: Oyun çok hoşuma gitti. Aldatma olunca konu merak da ettim. Ezberi kolay olur filan dedim…( şiddetli kahkaha atarak)

 

Sena Ener: Gökhan bana ulaştığında İstanbul’a yeni gelmiştim. Oyunda bir oyuncu eksiği vardı. Metni okuduktan sonra kabul ettim hemen. Oyundaki her cümlenin altında başka işler yatıyor.

 

Ezgi Hüyükpınar: Çok farklı tarzda yazılmış bir oyun. Okurken şaşırttı beni. Evlilik ve kadın- erkek ilişkilerine bilinen, alışılagelmiş söylemlerin ve kalıpların dışında bir bakış açısı var.

 

Yeni oyun, yeni sahnedaşlar. Adapte olabildiniz mi hemen?

 

Burak Bayer: 2-3 dk sürdü ekip olarak. (kıkırdayarak)

 

Sena Ener: itiraflar başladı hemen. ( büyük bir ciddiyetle)

 

Gökhan Eraslan’dan beklentiniz?

 

Ahmet Akın Canalioğlu: Yönetmen vasfı olanlar iyi oyun yazamaz yada yazarlık vasfı olanlar oyun yönetemez gibi bir algı var ülkemize. Bunu başarabilen insanlar var tabii ki… İnsan, ilk etapta nasıl olacak diye düşünüyor. Gökhan Eraslan kafasında kurduğunu, sahneye iyi taşıyabiliyor. Hem yazan hem yöneten olması bizim için önemli gerçekçiliği aktarabilmemiz açısından.

 

Ezgi Hüyükpınar: Bir oyun çalışırken dramaturjik çözümleme yapılır. Masabaşı işler. Bu süreç yorucu olabiliyor. Acaba yazar burada ne demek istedi, diye çok kafa patlatıyoruz. Fakat bu oyunda böyle bir sorunumuz yok. Yazar bunu mu düşündü tribine girmiyoruz. Çünkü yazar zaten burada.

 

Sena Ener: Özgür bırakan bir adam, sınırlama getirmeyen biri. Böyle kalması yeterli…

 

 

Oyunu gerçekçi buldunuz mu?

 

Serkan Kavurt:Oynadığım kişi dışında evet ( gülerek ).

 

Ezgi Hüyükpınar: Bazı yerlerinde kendimden bir şeyler buldum.

 

Sena Ener: Karakterler o kadar gerçek ki. Benim kurduğum, kurabileceğim cümle çok. Kendini buluyorsun.

 

Burak Bayer: Psikolojiyi bozabilecek kadar gerçek. Bunlar kötü insanlar da değil. Geçerli sebepleri var. Ciddi paranoya.

 

Ahmet Akın Canalioğlu: Gerçekliği şurada; bu aldatmalara kesin bir yargıyla hak vermek yada vermemek gibi net bir yargıda bulunamıyoruz. Seyirci de yapamayacak bunu. Bu oyunun odak noktasında insan var. İnsanın çeşitli koşullar içindeki davranış biçimleri…

 

 

*Hediye almak sorununu çözelim. Ne hediye alsanız mutlu olurdunuz?

 

Ahmet Akın Canalioğlu: Tüketim toplumu olduğumuzdan yetmiyor hiçbir şey kimseye… Benim ne hediye istediğini söyleyen kız arkadaşım bile vardı. Tabii ki almadım… ( gülerek ).

 

Ezgi Hüyükpınar: Düşünülmüş olması kadının kendisini özel hissetmesi için yeterli.

 

Serkan Kavurt: Değerli hediyeler alınıyor. Ama iki tarafta mutlu olmuyor. Çünkü içinde manevi bir değer yok.

 

*Hangi mesajı vermek istiyor bu oyun?

 

Ahmet Akın Canalioğluİnsanları metalaştırmanın sistemi nasıl beslediğini görüyoruz.

Sisteme gerçekten ayak uydurmuş, sindirilmiş insanlar dahi etkilenecekler.

 

Sena Ener: Kişi yaşadığı şeyleri görecek belki de… Sarf ettiği cümleleri başka birinden duyacak. Seyirci kendinden alçakta olana veya kendisinde olmayana güler. Ama oyunu izledikten sonra “bi dakika ya” diyecek. Güldüğü şey başkasında gibi görünse de, kendinde de olduğunu fark edecek.

 

 

*Bu oyunu oynadıktan sonra beklentiniz nedir?

 

Burak Bayer: Ne kadar çok kişiyle paylaşırsak o kadar mutlu oluruz.

 

Sena Ener: Kendimi geliştirmek gibi bir beklentim var.

 

Serkan Kavurt: Yeni bir yapılanmaya girdik. Tarzımızı ve başarımızı gösterecek bir oyun. Diğer oyunlarımız için bize referans olacak.

 

Ahmet Akın Canalioğlu: Belden aşağıya vuran bir komedi değil. Derdi olan bir metin. Bu derdi anlatırken günümüzde komedinin kolayına kaçan bir komedi değil. Doğru projede doğru insanlarla çalışmış olacağım sonucu ne olursa olsun.

 

Ezgi Hüyükpınar: Bu oyunu ve bu ekibi sahiplendim. Aslında beklentim hak ettiğimizin üstünde bir şey değil. Çok başarılı bir iş olacağına inanıyorum. Bunun devamında gusto’nun yapacağı bütün işler ilgiyle izlenecektir.

 

*Neden izlemeye gelmeli insanlar?

 

Burak Bayer: İyi vakit geçirmek ve zevk almak için…

 

Ahmet Akın Canalioğlu: Aldatıldığından şüphe eden varsa o da gelsin kesinlikle…

 

 

 HardalDergi ekibi olarak, Gusto ekibine başarılar dileriz…

 

ropörtaj: ahmet özdemir